27 Mart 2012 Salı

Elektrikli Fayton

fayton var atlar yok atlar yok diyorum atlar filan.
olmayan kulplarından tabutlar tuttum göğüs hizasında sağ baştan.

23 Mart 2012 Cuma

Sarp Sınır Kapısı

Müsaade edersen çürüğe çıkmak istiyorum.
Eyvah, kaldırımlar tepetaklak.
Muhabbetinden sual olunmaz ama;
Gülüşler refleksen
Hayta bir eroinman yapıştı köprüye
Terminal gazinosunda sözü arpa sardı
İç hatlar yerle yeksan.

müsaaden olursa çürüğe çıkmak istiyorum
j'de kekeledi cambaz alfabem.
işim gücüm yokmuş, buralar güzel-miş gibi
gözümü kırptım kuma uzadım sere serpe.. yersen
Karardı köprüler, yazı sarpa sardı
Gülüşler refleksen.

15 Mart 2012 Perşembe

Susturucu Kiriş Çatalı

Bir cinayetin iki kahramanı olur. Haleti ruhiyene cevaben.
Adamın rüyasında kocaman bir sahne vardı. Işıkta morun tonları, sahnede balerinler... Kadına optik zoom, dudağında kırmızı ruj. Orkestra boşluğu vardı, kadın oraya düşüp duruyor, yok düşmüyor balerin o. Kadın oraya nazikçe konuyor...  Kuyruklu piyanoya, siyah tuşlara, parmak uçlarıyla... diyez, bemol..  Hünerli ellerdeki yoyo gibi.
Tekrar sahneye geliyor, ahenge takriben. Adam rüyada yalan atmanın uğur kaçırdığına inanıyor orta sondan beri.
Adamın rüyasında kocaman bir hastane. Kadınlar birbirlerinin çocuklarını doğuruyor. İç içe geçen kutular gibi. Matruşka gibi. Herkes kendi çocuğunu bulup oradan çıkıyor el ele. Kutu kutu pense..
Rüyasında kocaman bir balon Kapadokya'da. Bir yerden güzel kokular geliyor, güzel bilekler dönüyor balonun etrafında, adamın başı dönüyor, yontulmadan boynuna konan başı öylesine. Öylesine.. önüne bakıyor adam, manzara bitmeden bi atlasam sa sam.. Rüzgarın yontmadığı başı kokularla darmadağın boynunda. Korkudan.
Bir cinayetin iki kahramanı olur. Yüzlerce cinayetin tek kahramanı olur bazen.
Sırtına ani bir darbe, kendine geldi adam. Yüzüstü, kocaman bir çiçek tarlasında, dönemiyor arkasına da. Öyle ya, geçmiş zaman suçlarına susturucu takmış olmalılar. Yoksa uykum tavşan uykusu..
 Zıplıyor tavşanın biri sarı çiçeklerin arasında, minik kırmızı dudağına optik zoom....

2 Mart 2012 Cuma

Pimpinel

Ben yarın ölmeyeceğim, sen de ölmezsen şayet; bir yerde oturur kahve içeriz. İster misin?
O esnada otobüs durağını havaya uçurdular, birer sigara içtiler.
Belediyeler arası otobüs terminali.
Birer sigara içiyor çapraz.
Ellerine bakıyorlar birbirlerinin. Tırnaklarını yemeden duramadı birisi, strese bağlı alışkanlıktan kanıyor bir takım uzuvları, törpülü iç huzurları.
Ben yarın ölmeyeceğim. Sen de ölmezsen şayet, şu karşıdaki otobüs durağını havaya uçururuz. İster misin? Ayak parmaklarını kımıldatıyor birisi, ağırlığında eziliyor ayakkabının. Pahada. Tabutta olmak gibisi yok.
Kumandayı kanepenin altına düşürdüm, bir süre ses sıkıntısı yaşayıp alışırım mercimekli çorbada yeşil soğan kokusuna.

1 Mart 2012 Perşembe

Damla Sulama Sistemi

Burada kar, az ötede iskambil
Hiç fihrist kullanmadım, yamalıdır akıl alfabem.
Ezberlemedim çarpım tablosunu, uğraştığımdan beri.
Şemsiyesini arnavut kaldırımda sürüyen çocuklar gördüm.
Sesinden anladım. "Ama?" diyordu.
Yankılayarak.

Bağırmıyordu fakat.
Ben akıl almaz bir kördüm.
Kadıköy'de yağmur, 4 saat sonra iskambil.
Şeffaf, çürüyor şemsiyeler.
Eski evler kötürüm.


27 Şubat 2012