18 Temmuz 2013 Perşembe

Abajur

Yakında ölebilir diye Woody Allen'ı bu kadar sevmeye korkuyorum. Dedi kadın.

Hoşgelip, önünde ahşap tabure sehpam, üstünde kırılıp japonlanmış küllüğüm duruyor diye, koltuğun şu tarafına oturmayan insanları özleyeceğim.
Minyatür bir ev, tavanı bigarip, ben pek bir yere gitmemişim. Anlamışlar gelmişler, bir kitap seçmiş, okumuşlar, uyumuşlar..
Uyumuşum bir kitap seçip ayracını solurken. Deneme yanılma yemekler yapmışım. Çorapları hep bir renk eksik yıkamışım. Kendime cumartesi akşamları, yanağının yarısından makas alınmış depresyonlar, tek kahkahalık filmler ısmarlamışım. Büyümüş büyütmüşüm alışmışım alışmak çok kötü diye diye. Tüm başka şehirlere çantalar hazırlamışım. Dünyanın En Güzel Arabistanı'nı hep kuytuda bırakıp. Bisiklet köşeleri yapmışım "bak buranın simiti güzel" deyip kafa ütülemişim... Bilmemkaç yılda üniversite bitiriyor insanlar. Bitirmişim bu evde. Yetmedi demişim, kimse bir şey dememiş. Şehir, o her renkteki köprüleriyle, iki göz bu evin içinde. Şimdi ne de garip solumdaki loş ışık. Bir elektrik kesintisine içirdiğim mum izleri.. Yeter diyorsa, bir de kendine, tamam artık diyorsa insan bir anne edasında hem de kendine. Özlediklerin artık burda değiller bak diyorsa eli belinde diğerinde ekler pasta.
Belki şehre bir film gelir..deki sinema salonu bile kalmamışsa.


10 Temmuz 2013 Çarşamba

az çiğnenmiş sakızını koyduğu sigara jelatini. odanın havasını eline alan tozu geçirmez diş fırçası. neden önemli olduğunu hatırlamadan atmaya kıyamadığı yırtık hediye paketi. makyaj malzemesi gibi duran ilaç kutuları. hepsi var hepsi burada. boğazımın ucunda.

9 Temmuz 2013 Salı

Salyangoz, helezondan evini oracıkta bıraktı bir gün. Süründü, süründü kokularını, gitti.