30 Kasım 2014 Pazar

Afitap

Kadın dedi ki: "Bu gördüklerim bir rüyadan ibaretse eğer, ben galiba öldüm ama henüz hiç kimse bunu anlayamadı."
Adam dedi ki: .....
Adam her şeyi ezberlemiş gibi konuştu. Bir müsamere yapılıyordu sanki okulun bahçesinde. Bildiği tüm replikleri okuyordu adam.
Adam dedi ki: Ben de o şehirlerde bulundum ve buralarda çalıştım, anlatsana nasıl sizin ülkeniz?
Kadın "tamam" dedi, anlatmaya başladı. "Tamam" dedi kadın, "ben ölmüş olsam da sana duymak istediğin sözleri söyleyebilirim. Derse girmeden önce toplandıysak okulun bahçesinde ve henüz yağmur yağmadıysa, ezberimizden yaşayabiliriz, hiç kimse anlamaz."
Adam yine dinlemedi. "Fas'a gideceğim ben" dedi kadın.
Adam dedi ki "Ama Afrika dediğin öyle Fas gibi değil."
"Ah..."
Kadın parmağını kaldırıp dedi ki,
"Sayın hocam, bütün tebeşir tozlarını yuttuk ateşimiz çıksın diye." "Hocam" dedi kadın... "Bahçeden sahne olur mu hiç?"


21 Kasım 2014 Cuma

.

Ben eğer bilseydim hiç dünyaya gelmezdim. Ancak uzaylı filan olur, uzaydan dünyaya gelir; hepinizi yer, apartmanlarınızı parçalara ayırır, ağaçları kuşlara; kuşları sevgililerine bırakırdım.
Evet hepimiz, kılımızı tüyümüzü alıp, saçımıza şekil verip, her gün yenilenen market poşetlerine çöplerimizi atıp, vintage ayakkabılar almak için burdayız. Sonra da kendimizi bir şey sanıp deriz ki: "aaa acaba bu karıncaların evreni nasıl kesişiyor, iş bölümlerini birbiriyle çakışmayan üç bin parçaya nasıl bölüyorlar..." Sonra öldürürüz onları. Sadece onları değil, kendimizi de öldürürüz. Bunun için genellikle ormanlık arazileri yahut köşe başlarını uygun görürüz. Ama kendimiz gibileri 300 metre yanımızda barındırırız. Severiz onları, yalancıktan değil hem de. Gerçekten severiz. Mutsuzluğumuzu söylemekten ölesiye çekiniriz ama. "Varlığım canımı acıtıyor" demeye çekinir, gülümseriz. Örümcek ağlarını iki haftada bir alırız tavanın köşesinden.
"peki o zaman ben neden
dereceler sokayım koltuğumun altına
ateşim varsa zaten"

18 Kasım 2014 Salı

Allahım Fas'ı da mı sen yarattın? İnsanlar paella yesin diye mi İspanya'yı, isim koyalım diye mi güneşin akşam rengini yarattın. Allahım, hepimiz biliyoruz ki Tilda Swinton'ı da sen yarattın, David Bowie'yi de onunla aynı zamanlarda.. Amin.

13 Kasım 2014 Perşembe

günebakan geçmiş zaman

düşünüyorum düşünüyorum içinden çıkamıyorum.
öğrenci evlerinde bir 'antre'nin anlam ve önemini mesela.
ki yüzlerce renkli, markalı ayakkabı, biraz çamur ve kadın saçı vardır köşelerinde.
öğrenciler daha uzun ve temiz halılar olsun isterler orda. aile evi gibi, ama ailesiz.

düşünüyorum düşünüyorum içinden çıkamıyorum
dünyada binbir türlü insanın öğrenmeyi bir yere kadar götürmesini. ya da para kazanmayı. ya da  tanımayı diğerlerini. bunları bir yerde bırakmasını. ama ölümden korkmasını mesela.
ki yüzlerce yıldız türü, dağda biten ot, unutulmaya yüz tutmuş dil, kulübe yapım tekniği vardır bir yerlerde. bildiği kadarını bir de öğretmek ister insan. sonsuz gibi anlatır ama; kuşkusuz.

düşünüyorum düşünüyorum içinden çıkamıyorum.
hiçbir yerde tanımlanmamasını 'insan'ın. bir balık türü gibi mesela.
ki göbeğine doğru rengi asla mavi değildir ve yoktur solungaçları. çok yemek yerse yağ bağlar ucu bucağı, saçlarını kesmezse kırıldığı kadar uzar.
insan ayakkabılar arzular günün anlam ve önemine istinaden. başka bir gezegenden gelmiş gibi ama tekdüze.

düşünüyorum düşünüyorum içinden çıkamıyorum
düzeni kabul edip ödenen faturaları, yara almadan dünyadan göçen dirsekleri, siyaseti baş tacı edip çocuk oyunlarını yalan saymayı, 'yapamazsın' demeyi, durup kaldığı yeri meşru kılmayı, meczup kırmayı, yaprak koparmayı, kainatı hizmetçi bellemeyi, zamana güç göstermeyi, hastayken anlamayı, ölürken susmayı, dans etmemeyi, bağırmamayı, 'herkes'i arş edinmeyi, sevmemeyi, sevememeyi, sevmeyi bilmemeyi, 'herkes'i bilip de, sevmeyi bilmemeyi...

düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum

9 Kasım 2014 Pazar


vardığımız yerde bazı şeyler yasaklanmıştı, barça gol atınca sevinmek gibi...