12 Kasım 2010 Cuma

Eskiden belediye otobüslerinde yanlış durakta inmekten çok korkardım, durak saymak pahasına ne kitap okuyabilir ne de etrafıma bakardım.
Şimdi, bilmediğim şehirlere bile bile kaybolmak üzere gidiyorum.

4 Kasım 2010 Perşembe

Dın dın dınn!

Ya senin sıkıntın bana geçiyor, ya da havada bir problem var.

Onların hikâyesi nasıl olursa olsun, bilmek istediğimiz şekilde aklımızda kalıyor. Petrol yeşili ceketli kadın hakkında anlattıklarıma inanıyorsun, çünkü ben de inanıyorum. Artık bir önemi yok onun gerçek hayatının. Konuştuğumuz anda çoktan geride bıraktı yaşanmışlığını. Yarım yamalak Türkçesiyle bir yalanın peşine düştü. "Ama Allah baba sevmiyor içkiyi, öyle değil mi?" deyip şarap şişesini kafasına dikerken, biz ceket yakasındaki lekenin gizemini çözdük. Önemi yok artık havanın kasvetinin. 

Kadına bakarken anlayamamışız saatlerce. 
Ayakkabımızın ipleri çapraz bağlanmış birbirine
Kötü bir şakaya ortak edileceğiz besbelli.

24 Ekim 2010 Pazar

Kâfi

                   Ne çok değiştik yanlışlıkla.
       Senin işaret parmağın hâlâ aynı tatlı küt kesim.

        Oysa ben,
       Andersen'den bir harf bulmak uğruna
       zaman zaman Danimarka'ya gitmek isterim.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Fazla mutlu hissettiği zamanlarda da henüz çekilmemiş acılarını düşünüp üzülüyor.

Salak mıdır nedir acaba?
Bu salaklığı bâki midir nedir?

15 Ekim 2010 Cuma

Elbette hâlâ bayılıyorum
her gün başka bir kağıtla kaplayıp
üzerine renkli kabartmalı etiketler yapıştırdığın
ruhuna

10 Ekim 2010 Pazar

Kara Kutu


Yüzüne bir şarap güzelliği indi o an
allar pullar havaya saçıldı
ısrarla "yarın bugün oldu" diyordun    
"geçti gece"                    
ısrarla inanmak istemedi holdeki masa geçtiğine            
dünden kalmış elmalar bozulurdu
üstündeki külden bardak çoktan dağılırdı                      
tuzla buz sıkılırdı sarhoş kelebeklerden
  
Oysa büyük avludan gün ışığı eksilmedi aylarca.
Kurmalı müzik kutusu tınısını bitirmedi,
on derece birden değişmedi mevsim de.

Koskoca evde insan kalabalığı

çocuklar uyuyamadı ölüm korkusundan

düş kaçıran yelpazeyi birbirlerine saplamaktan

Oysa
hasta kapısında tek işarete muhtaç gibi yine
Yarın bugün oldu diyordun, geçti gece


6 Ekim 2010 Çarşamba

Masal

"Bir yokmuuş, bir yokmuuş" dedi masalın sonunda. Gel gör ki, en başından yok saymak gerekiyordu. Boşuna çevirdik renkli resimli sayfaları. Hani kerevetine çıkılıyordu sonunda? Sahi, kerevetine ne demek? En iyisi yok sayalım biz bu masalı. 
- Aaa baksana burda yapraklar var turuncunun yüzbin tonunda. Bir de bir kuş var simsiyah ama gagası tatlı bir turuncu.

                           
Yine de kemanın rengi sezilmiyor bir yan flüt edasında.